Browse >
Home /
Güncel / 28 Şubat Sivil Savunma günü
28 Şubat Sivil Savunma günü
İl Sivil Savunma Müdürü Hasan Ketenalp, Sivil Savunma Teşkilatına vücut veren 7126 Sayılı Yasanın yürürlüğe girişinin 50’ nci yılını kutlamanın mutluluğu içerisinde olduklarını söyledi. İl Sivil Savunma Müdürü Ketenalp, “20. Yüzyılda gelişen teknoloji ile birlikte, silahlanma yarışı, büyük yıkım ve ölümlere yol açan savaşlara sebep olmuş ve bunun sonucunda da cephe gerisindeki silahsız halkın cephedeki asker kadar tehlikeye maruz kaldığı görülmüş ve Özellikle 2. Dünya, Kore ve en son Irak savaşında ölen milyonlarca insanın çoğunun sivillerden olması ve bu savaşların cepheden çok cephe gerilerini tehdit etmiş olması bundan sonrada bunun böyle süreceği var sayılmış ve sivil savunma bu sonuçtan doğmuştur” dedi. Savaşların yanında deprem, sel heyelan ve yangın gibi doğal afetlerde insanların hayatını etkileyen temel faktörler olduğunu belirten Ketenalp, afetler konusunda üzerinde durulması gereken en önemli hususlardan biri uzun vadeli alınacak önlemler alınması gerektiğini söyleyerek, özellikle yerel yönetimlerin bu hassasiyeti göstermesi gerektiğini vurguladı. Depremler en çok kayıp veren doğal afet türü olduğunu ifade eden Ketenalp, “İnsanları depremler değil, yapılar öldürmektedir. Şeklindeki slogan ülkemiz gerçeği ile birebir örtüşmektedir. Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkkara’nın dediği gibi hepimizin ortak hedefi insanları enkazlardan kurtarmak değil, enkaz altında kalmayı önlemek olmalıdır. Türkiye deprem haritasına baktığımız zaman yurdumuz topraklarının %92’sinin deprem kuşağı üzerinde nüfusumuzun %95’nin bu topraklar üzerinde yaşadığını görüyoruz İlimiz ve bağlı ilçelerimizin tamamı birinci derece deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır. Ülkemizin en aktif fay hatları olan Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fay hatlarının yine ilimiz sınırlarından geçmesi ne kadar riskli bir bölgede yaşadığımızı göstermektedir.Kim ne derse desin, Türkiye 17 Ağustos Marmara Depremi ile birlikte depremli bir hayat yaşamaya başladı ve bu öyle bir duruma geldi ki çoğu kişi ve ailede deprem korkusunun paniğe dönüştüğünü görüyoruz. Tabiî ki işi son derece ciddiye almamız gerekiyor. Ancak Türkiye’nin %92 sinin deprem kuşağı üzerinde olduğunu kabul edersek depremle yaşamak zorunda olduğumuzu unutmamamız gerekir. Bu demek değildir ki tedbir almayalım hem fert olarak hem de tüm kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütleri kendi tedbirlerini almak zorunda olduklarını unutmamaları gerekir” diye konuştu. “Afetler sonuçlarına katlanılacak bir kader değil, insanın akılcı davranışları ile başa çıkılabilecek bir olgu olduğuna inanmak gerekir” diyen Ketenalp, “Depremler günlük genel yaşamın birden bire alt üst olduğu, insanların çaresizlik ve acı içerisine sürüklendiği kurtarılmaya, barınağa, yiyeceğe, tıbbi ve sosyal bakıma ve diğer gereksinmelere ihtiyaç gösterdikleri olağanüstü bir durumdurBu devreyi en iyi şekilde ve en az zararla atlatmak için halkımızın, Sivil Tolum Örgütlerinin ve tüm Kamu Kurum ve Kuruluşlarının hazırlıklı olmasına bağlıdır. Bu hazırlıkların en başında iyi bir planlama, eğitilmiş ve her an göreve hazır arama ve kurtarma ekipleri, Deprem öncesi, Deprem Sırası ve Deprem Sonrasında ne yapılması gerektiğini bilmek ve bunları en iyi şekilde organize etmekle mümkün olacağını unutmamak lazımdır” ifadelerini kullandı. Giderek yaygınlaşan “Afet Yönetim Merkezleri, Kent Bilgi sistemleri ve Coğrafi Enformasyon Sistemi” gibi çalışmalar afet yönetimine çok önemli katkılar sağladığını kaydeden Ketenalp, “Bu gerçekten hareketle, Sivil Savunma Teşkilatımız gerek eğitimli uzman personeli gerekse gelişmiş araç, gereç ve ekipmanıyla her türlü afete suratlı bir şekilde müdahale edebilecek, 24 saat görev yapan hareket kabiliyeti yüksek bir yapı kazanmıştır. Kamu yönetiminde yeniden yapılanma ve yerel yönetim reformu çerçevesinde çıkarılan İl Özel İdaresi ve Belediye Kanunu ile yerel yönetimlere, afetlere hazırlık, arama ve kurtarma, acil yardım faaliyetlerine kaynak ve personel tahsisine imkân veren yasal düzenlemeler yapılarak bundan böyle teşkilatımız yanında İl Özel İdare ve Belediyelerimiz de afetle mücadelede daha etkin çalışma yapabileceklerdir. Afetlerle mücadelede, gerek Sivil Toplum Örgütleri ile işbirliğine ve gerekse gönüllülerin Sivil Savunma Hizmetlerine katılımına büyük önem vermekteyiz. Var olan bu iş birliğinin artarak devam etmesi öncelikli hedeflerimiz arasında dır.Sözlerimi büyük Atatürk’ün şu sözlüyle bitirmek istiyorum.”Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur.” Bu duygu ve düşüncelerle 28 Şubat Sivil Savunma Gününüzü kutluyorum” şeklinde konuştu.
Bu yazı toplamda 857, bugün ise 0 kez okunmuş.
YORUMLAR
Yorum yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.